İngilizce Öğrenme Ekolojisi

Dil öğretiminde yaşanan son gelişmeler ışığında ortaya atılan bilimsel yaklaşımlar, dil öğrenme sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için sınıf dışı etkinliklerin üzerinde durmaktadır. Öğretmenin, kolaylaştırıcı rolünde kalarak öğrencilerinin öğrenme sürecine olumlu katkı sunmasıyla öğrencilerin kendi öğrenmelerini kendilerinin yapılandırdığı, öğretmenin de etkin öğrenme ortamının oluşması için geri planda kalarak öğrencilerini desteklediği bu yaklaşımın temelinde öğrencilerin sorumluluk sahibi dil öğrencileri olarak kendi öğrenme süreçlerine katkıda bulunması yatmaktadır. Bu felsefeden hareketle, önceki dil öğrenme deneyimlerinin aksine, öğrencilerin ikili veya grup çalışmalarıyla kendi öğrenme süreçlerine yönelik riskler aldığı, hedef dili bilmekle kalmayıp dili etkin ve çeşitli bağlamlara uygun olarak kullandığı bir öğrenme ortamının oluşturulması kaçınılmazdır. Tam da bu noktada, Cihangir Constructivist English Model açısından İngilizceyi iyi bilmek, şu becerileri göstermek demektir:

• Her öğrencinin öğrenme ve bilgiyi işleme biçimi birbirinden farklıdır. Bu sebeple yabancı dil öğretimi kişiye özel öğrenme programları, etkinlikler ve değerlendirme süreçleriyle geliştirilir.
• Öğrencilerimiz, Cihangir Okulları’nda aldıkları eğitim boyunca, iletişimsel İngilizce becerilerini temrin ederler. Bir başka deyişle sadece dilbilgisi öğrenerek “dil hakkında” değil, okuyarak, dinleyerek, yazarak ve konuşarak hedef dili doğal edinim kurallarına göre öğrenirler.
• Yapılandırmacı yaklaşım gereği, öğrencilerimiz dilin sosyal ve toplumsal boyutlarını sınıf içi ve dışı için geliştirilmiş olan iletişimsel simülasyonlarda kullanarak; yani dili deneyimleyerek öğrenirler.

Yabancı dil öğrenimi, kişilik ve öğrenme stilleri anlamında bireysel bir yolculuk anlamına gelmektedir. Bu önermeden hareketle, öğrencilerimize sadece dili deneyimleyerek öğretmekle kalmamız da yetersizdir. Öğrencilerimiz, dili nasıl öğrenebileceğini, belirli dil becerilerini (Örn. Konuşma becerileri) okul dışında nasıl etkili bir biçimde çalışacağını da öğrenir. Bireysel öğrenme süreci hakkında yeterlik kazanmaya, ‘Öğrenen Özerkliği’ diyoruz. Günün birinde okul da bitecek, dil dersleri de… O halde soru da sorun da şu: “Öğrencilerimiz eğitim hayatının sonuna geldiğinde veya yaz tatillerinde, kendi kendilerine İngilizce gelişimlerini takip edecek seviyeye nasıl gelecekler?” Bu somut sorunun da yanıtında ‘Constructivist English Model’ dediğimiz kurumsal doktrinimiz bulunuyor. Özetle çocuklarımıza sadece balık vermiyoruz, onlara balık tutmayı da öğretiyoruz.

‘Constructivist English Model’ olarak tanımladığımız kurumsal dil öğretimi yaklaşımımızın bir diğer boyutunda ise akademik ve iş İngilizcesi becerilerinin öğretimi bulunuyor. Yıllarca özel okula giden bir öğrencinin bu deneyimi sonucunda, iş ve eğitim hayatında İngilizcenin artık onlar için bir tehdit veya engel değil, bir fırsat olmasını istiyor ve eğitsel planlamamızı, dil öğretiminde içerik ve yöntem tercihlerimizi bu anlamda yapıyoruz. Uluslararası dil sınavlarıyla çocuklarımızın yeterlik seviyelerini ölçerken onlara, üniversite ve iş yaşamında gerekli olacak İngilizce becerilerinin temellerini sunuyoruz.

Dünya kültürünü bilmek, farklı kültürlerin özellikle yüksek resmiyet seviyesi içeren bağlamlarda nasıl iletişim kurduğu hakkında fikir sahibi olmak, çocuklarımızın dünya vatandaşı olarak yetişmesinde çok önemli bir yer tutmaktadır. İngilizceyi çok iyi bilen bir insan, bu becerilerden yoksunsa muhtemelen sağlıklı iletişim kuramayacaktır. Bu anlamda, ‘Constructivist English Model’ çerçevemizin dâhilinde, kültürler arası iletişimsel yeterlikleri de barındıran bir öğretim yaklaşımı sergiliyoruz.

C. E. M.’in dayandığı temel ilkelerden bir diğeri de “Dünya İngilizceleri” olarak ifade edilen yaklaşımdır. Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Yeni Zelanda, Avustralya ve Kanada’dan oluşan ve İngilizceyi ana dili olarak konuşanların sayısı, İngilizceyi ikinci dil veya yabancı dil olarak konuşanlardan daha olduğu gerçeğinden hareketle, İngilizcenin sadece yukarıda sözü edilen milletlere ait olmadığını söylemek mümkündür. Tahminlere göre şu anda iki milyara yakın insan İngilizce öğrenmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda, ana dili İngilizce olmayan ancak kürselleşmenin temel bir aracı olan İngilizcenin bu ülkelerde de bir dili başarılı biçimde kullanabilen herkesin ‘etkin kullanıcı’ olarak tanımlanabileceği vurgulanmaktadır. Diğer bir deyişle, uzman dil kullanıcısı, çok başarılı dil kullanıcısı olarak da ifade edilebilecek olan bu dil kullanıcıları, ihtiyaçlarını karşılamak için her türlü bağlamda İngilizce iletişim kurmak zorundadır. “Dünya İngilizceleri”, “Dünya Dili olarak İngilizce”, Uluslararası bir dil olarak İngilizce” ve “Bir Ortak Dil olarak İngilizce” kavramlarının tamamı, bilimsel olarak, İngilizcenin öğretiminde hedefin, İngilizceyi anadili İngilizce olmayan farklı milletlerden bireylerle iletişim için akıcı biçimde kullanabilecek bir donanım sağlamaya odaklanmaktadır. “Constructivist English Model” olarak tanımladığımız dil öğretim yaklaşımımızın ‘dilbilimsel paradigma’ katmanında, bu ihtiyaca yönelik olarak belirlediğimiz ‘Kültürlerarası İletişimsel Yeterlikler’ ve bu yeterliklerin Dünya İngilizceleri ile ilişkisi bulunmaktadır. Çizdiğimiz bu kuramsal çerçeve, eğitim uygulamalarımızda öğrencilerimize doğru dil repertuarını sunmamızı ve temrin etmemizi sağlamaktadır. 

21. yüzyılda dünya vatandaşı olabilmenin önemli koşullarından birisi de diğer kültürlerin farkına varmaya ve bu kültürleri anlamaya bağlıdır. Bu durumda kişilerarası etkileşimlerde kültürler arasındaki farklılıklar ön plana çıkmıştır. Zaman, dil, yemek alışkanlıkları, giyim biçimleri vb. unsurlar kültürel öğrenmelerle belirlendiği için, uluslararası standartlarda başarılı olmak isteyen bireylerin kültürlerarası iletişim yeterliliğini edinmesi şart olmuştur. Uluslararası Kültürlerarası Eğitim Amerika Konseyi (1996) tarafından geliştirilen Kültürlerarası Yeterlilik Piramit Modelinde ileri sürülen kavramlardan olan kültürlerarası beceriler ve deneyimler, diğer kültürlere açıklığın önemi üzerinde durmakta, bu anlamda kültürlerarası yeterliliğin kazanılmasında diğer kültürlere açıklığı başlangıç noktası olarak değerlendirmektedir. Bu bağlamda, Cihangir Okullarında sunulan İngilizce öğretim programı, öğrencilerimizin girdikleri uluslararası bağlamlarda, farklı kültüre sahip kişilerle etkileşim kurmadan önce, etkileşim sırasında ve sonrasında olumlu duygulara sahip olmasını ve farklılıklara saygı duymasını ifade etmesi ilkesine dayanmaktadır. Ayrıca, öğrencilerimizin kendi kültürü ve iletişim kurduğu kişinin kültürünün birbirlerinin düşünce ve duygularını nasıl etkileyeceğini anlamasını, farklılıkların farkında olmasını ve daha önemlisi farklı kültürlerden kişilerle etkileşim içine girdiğinde, sözlü ve sözsüz iletişim becerilerini kullanarak iletişimde etkin olmasının önemi üzerinde durulmaktadır.

 

Bu Sayfa Hakkında Görüş Bildirmek İster Misiniz?